Past Perfect Tense

PAST PERFECT SIMPLE

Geçmiş zamanda olmuş olaylardan bahsederken past perfect zamanını kullanırız. Past simple (geçmiş zaman) dan farklıdır. Geçmişte yaşanan bir noktadan önce yaşanmış bir olay söz konusudur.

Bir olay olmadan önce başka bir olayın YAŞANMIŞ olması gibi.

Past Perfect ……………>>…………..Past Simple ………………>>……………… Now

FORM: Past Perfect zamanınında cümle kurarken nelere ihtiyacımız vardır? Past perfect zamanında cümle nasıl kurarız?

Cümle kurarken ihtiyacımız olan şeyler; özne, had, verb3 (past participle)

Affirmative (+) I-you-we-they-he-she-it had spoken Subject (özne) + had + V3
Negative(-) I-you-we-they-he-she-it had not spoken Subject + had + not + V3
Interrogative (?) Had I-you-we-they-he-she-it spoken? Had + subject + V3?
Negative Interrogative(?-) Had I-you-we-they-he-she-it not spoken?
Hadn’t I-you-we-they-he-she-it spoken?
Had + subject + not + V3?
Hadn’t + subject + V3?
Short Answers Yes, I-you-we-they-he-she-it had. No, I-you-we-they-he-she-it had not. Yes, subject + had.
No, subject + had not.
Contraction had not  >> hadn’t

Past Perfect zamanında neden “had, verb3 (past participle)” kullanırız?

“Past perfect” zamanı “present perfect” zamanının geçmiş zamanına eş değer bir yapıdadır. Geçmiş zamanda belli bir noktadan önce olmuş bu eylemlerden bahsederken de geçmiş zamana ait yardımcı fiiller kullanmamız gerekir. Bu yüzden “have + past participle (v3)” artık “had + past participle (v3)” olmuştur.

Past participle, v3, fiilin 3. Halde çekimlenmesi ne demektir?

Fiillerimizi irregular ve regular olarak ikiye ayırırız. Regular yani düzenli olan fiillerin sonuna -ed eki getirerek 3. Halde çekimleyebiliyoruz. Irregular yani düzensiz olan fiillerimizin da yazılışlarında farklılıklar meydana geliyor. Tüm bu değişiklikler için düzenli ve düzensiz fiillerin kelime listesinden yararlanmakta fayda vardır. Bkz. REGULAR VERB LIST, Bkz. IRREGULAR VERB LIST

Bütün özneler ile “had” mi kullanacağız?

Cümlenin kuruluş şekli bütün özneler için aynıdır. “Present ve past” zamanlar da olduğu gibi “I-he-she-it” özneleri ile “am-is-was-has” yardımcı fiilerindeki ayrım burada söz konusu değildir.

USE: Past Perfect zamanını nerelerde, ne için kullanırız?

1- Talking about two past actions, we use past perfect for the first action, occured before the other past action: Geçmiş iki olaydan bahsederken eğer bir olay diğerinden önce meydana gelmiş ise ilk olay için “past perfect” zamanını kullanırız.

They had cut a lot of trees before they built their high constructions!

(O devasa yapıları inşa etmeden önce bir sürü ağaç kesmişler!) = ağaç kesimi binaların yapımından önce olduğu için ağaçların kesildiği cümleyi past perfect yaptık.


DİPNOT: ! Sırasını karıştırmadığımız müddetçe bir olayın anlatımını peş peşe olacak şekilde past simple zamanını kullanarak da yapabiliriz.


2- Actions which finished in the past and the results were visible in the past: Geçmişte olmuş bitmiş olayların sonuçları yine geçmiş zamanda gözle görülür halde ise bu durumda past perfect zamanını kullanabiliriz.

She had lost her keys. She was waiting in the car.

(Anahtarlarını kaybetmiş. Arabada bekliyordu.) = anahtarlarını kaybettiği için içeri giremiyor ve dışarıda bekliyor=gözle görülür bir sonuç = demekki anahtarlarını unutmuş

3- As a past equivalent of the present perfect: Past perfect zamanı present perfect zamanının geçmiş zaman hali olarak kullanılan bir yapıdır.

Present Perfect: She looks tired because she has worked all day.(Yorgun gözüküyor çünkü bütün gün çalışmış.)

Past Perfect: She looked tired because she had worked all day.(Yorgun gözüküyordu. Çünkü bütün gün çalışmıştı.)

4- Actions which began  in the past and still continuing or just finished in the past: Geçmişte başlayan ve hala devam eden yahut henüz bitmiş olan olaylar için past perfect zamanını kullanabiliriz. Unutmayın olayların tümüyle geçmiş ile bağlantısı vardır. Present perfect’te olduğu gibi şimdiki zamana ait bir etkisi yoktur. Past perfect ile bahsedilen eylem;

-geçmişte devam etmiş olabilirdi…
He had worked for the company since he was twenty.=Yirmi yaşından beri şirket için çalışmıştı.(geçmişte devam etmiş bir olay)

-geçmişte o anda bitmiş veya öncesinde henüz bitmiş olabilirdi…
He had worked for the company until he was thirty.= Otuz yaşına kadar şirket için çalışmıştı.(yani otuzundan sonra orada çalışmaya devam etmemiş)

-konuşmadan önce yakın zamanda da bitmiş olabilirdi…
He had worked for the company and then he found a new job. He was happy with his job. = Şirket için çalışmıştı daha sonra yeni bir iş buldu. Yeni işinden memnundu. = (konuşma anından önce yakın bir vakitte işten çıkmış…)

TIME EXPRESSIONS: Past perfect zamanında hangi zaman ifadelerini ve zaman kalıplarını kullanırız?

before: önceden She told me something, I hadn’t heard it before.
(Bana bir şey söyledi. O söylediği şeyi önceden duymamıştım.)
after: sonra(sında) After I had seen her, she went home back.
(Onu gördükten sonra, eve geri gitti.)
already: önceden, çoktan He introduced his son to me but I had already known everything about him.
(Beni oğlu ile tanıştırdı ancak ben önceden onun hakkında bilgiye sahiptim.)
just: henüz,tam We had just arrived home, it rang.
(Tam eve varmıştık ki telefon çaldı.)
for: belli bir süredir, x süredir He had worked there for ten years before he found another job. (Başka bir iş bulmadan önce orada 10 yıl çalışmıştı.)
since: -den beri She had lived in Yalova since 1990,then she moved in her mother in 2000.
(1990 yılından beridir Yalova’da yaşamıştı, daha sonra 2000 yılında annesinin yanına taşındı.)
till/until : -e kadar She had lived in Yalova until 2000, then she moved in her mother.
(2000 yılına kadar Yalova’da yaşamıştı, daha sonra annesinin yanına taşındı.)
when: olduğu zaman When you were born, your sister had married.
(Sen doğduğun zaman ablan evlenmişti.)
by the time: -e kadar We had finished our meal by the time he came back.
(O geri gelene kadar, biz yemeğimizi yemiştik.)
never: hiç She had never used a car.
(O hiç araba kullanmamıştı.)
hardly..than: tam o vakit, demeye kalmadan Hardly she had finished her homework than her friend came in.
(Tam ödevini bitirmişti ki arkadaşı geldi.)
no sooner..than: tam o vakit, demeye kalmadan She had no sooner finished her homework than her friend came in. (Ödevini bitirmişti ki arkadaşı o an geldi.)
as soon as: olur olmaz My mother gave the permission as soon as I had passed the exam. (Sınavı geçergeçmez, annem izin verdi.)

error: Sadece link ile paylaşım yapınız.